Sussa sessizlikten kurur... Konuşsa adı "ayrılık " olur. Kalktı ayağa... Yürüdü... Uzun uzun uzaklara yürüdü. Ayrılıyordu. Şehrin suçlar bakışlarından sıyrılıyordu… Gözlerini kapatıp, sustuğu gözlerde uyanmayı diliyordu… Gözlerinde şiir vardı; topladığı karanlık yanlarıyla, hüzünlerce konuştu… Hüzünlerce koştu yeni hüzünlere… Altı çizili satırlara yürüyordu, ardına bile bakmıyordu… Yerlerden topluyordu siyah yanlarını... Ayrılığı ayaklarına batıyordu…(Terk edilmişti… Giden şehri yüzüstü bırakıp gitmişti... Bilmediği bir kentin kaldırım taşlarında soğutuyordu ateşini…)“Okuduğun satır aralarında bul beni. Baktığın denizlerde ben varım; bak! boğuyorum bir düşünü daha… Sen iste yüreğim feda olsun... Sen öyle bir yürek acısı, sen öyle bir alın yazısı… Farkettin mi? kırsal kesimlerde açmıyor vaadettiğin güller... Yanılıyorsun, cami avlusunda el açmıyor yetimler…”İki kent… İki şiir... İki gözyaşı... İki ölüm… Biri mutlu, biri acı; iki son… Öyküsüne öykündüğüm ömrünün, içine gizlediğin ömrüm... ... “Sen ölsen ben böyle yapmazdım...” Susan bir sessizlikten daha fazla değildi hissettiklerim... Elimde akşamdan kalmayan ve komşudan istesem de alamayacağım “bir fincan düş ”…Ayrılığı ölüm geçiyordu vakit; gittin... Oysa, “sen ölsen ben böyle yapmazdım”... Gözlerimden kaçan uykusuzluğu ararken açmıştım gözlerimi uykuna... Sen beni uyu bu gece... Ve hayra yor, gördüğün zorunlu rüyaları...Verileri alınmış hafızası terk edilmiş bir bedenden diliyordu af...Duymuyordu… Duymak istedikçe vazgeçiyordu... Ondan bahsettikçe kendinden oluyordu.. Hücreleri bölünmüş bir düşten söz ediyordu... Yarasının kalmamıştı vuslata yararı. Düş… değildi. Nasip… değildi. Mucize olmaktan vazgeçiyordu... Tarif
edilebiliyordu, o halde artık bu düş değildi... Düş’ü-yordu...
… Sonra farkettim ki… Zaman…Acımasız bir acıyla yoğrulduğum zamanlardı, acıma acırken mutsuzluğu el yordamıyla işlediğim... Bir şarkının nakaratında kaldığım zamanlardı bunlar; aklım kalbime yar’dı... Kimsesiz kaldığım zamanlardı... Ben vardım... Sen yoktun. Hüzünle yoğurdum gülüşlerimle, hiç bu kadar kendimin kalmamıştım. Ve ben hiç bu kadar senin olmamıştım... Çünkü ben... Hiç bu kadar yalnızlığın acemisi olmamıştım…Yalnızlığı dilime doladığım zamanlardan seslenirdim sana; vücut sıcaklığıma, göz yaşı sağanağıma uygun zamanlar değillermiş... Anladım... Köprüden önce son çıkış burası, dahası var mı (?) Son burası... Karanlığın bile karanlığından gizlendiği yer burası... Burası uçurum... Burası son... Burası dip... Biraz eğil sende bak... SONRASI… İki kent… İki şiir... İki gözyaşı... İki ölüm… Biri mutlu, biri acı; iki son… Ve inledi bir yürek; “Sen ölsen ben böyle yapmazdım...”
Insanin kendisince inandigi mefkuresi,kisinin dunyasini ve hayat akisini tamamiyle degistirebilir. Akilci buyuk mefkureler insani gucli kilar ve idealist yapar.
Mefkureler bir Milleti pesinden asirlarca surukleyebilir. Yolunda nice engeller olsada ulasmak icin o buyuk mefkureye,kalabaligin icinde donen donekler,pes eden cilizlar,kadir kiymet bilmez hainler daima cikabilir.
Milli mefkuresini kaybetmis kalabalik yigin,bu tur zaaflari bunyesinde daima barindirir. Bir insani bile durustce sevmekden,sevebilmekden uzak hayati yasayanlar,en basit gonul iliskilerini bile duzenlemekden uzaksa...boylesi kitlelere ulasmasi zaman alacak olan buyuk mefkureleri anlatmak haliyle zor olacaktir.
Sevginin gucunu anlamakdan uzak insanlar gayesiz bir hayati elbetde yasamak zorunda kalacaklardir. Birini sevmek,asik olmak,sevginin gucunu hissetmek,korkulmasin'ki o kisiye mefkulerinden ve kisiliginden hic bir sey kaybettirmeyecektir.
Sevmekden ar ve haya edenlerin kaybettigi cok kazandiklari hic bir sey yoktur. Bu Millete kanaatim o'ki once delice sevmesini ogretmek gerekir.
Delice sevginin ardindan aci bir ayriligi yasamasini, yasadikca ayriligi efendice sinesine cekmesinide ogretmek gerekir.Acilar insani daima pekistirir,ve zamanla daha saglikli dusunmesini saglar.
Cunku acilar tercubenin ta kendisidir. Adi Kadriye olmus,Ayse olmus veya Fatma ne farkeder. Bir kara kasin,bir surme gozun pesinden kosmasini bilmeyenlerin,veya yasandiginda en aci gunun acisini icine atamayanlarin pesinden kosacagi ne buyuk bir davasi nede gudecegi bir fikri olur.
Bir zaman hayatini mutlu edenin nasil kosulduysa pesinden,en onmaz acilari sineye cekerek pismek, insani bir baska olgunlastirir.
Basit bir gonul iliskisini bile duzenlemekden, sevginin gucunu hissemekden bile acizlerin,ve velhasil kisacasi sevebilmekden yoksun zumrelerin yarinlarinda atacaklari saglikli bir adimlari soz konusu olamaz.
Mefkureler sevginin sefkatini,kaybettiginde en degerli varligini,sineye cekmesini, ve bircumle butun sabir cieceklerinin yolundan gelmesini emreder. Sabir ise metanet ister, aci ister, sefkat ister.
Yureksizler sevginin ne gucunden nede tilsimindan anlamazlar.Kaldiki onlar sabir serbetini yudumlamamis zavallilardir. Uzun ve bir o kadar mussakkat isteyen yollarin yolculari, her hengameyi hic etmis, nice tadilmamis sevgileri tatmis, ve nice ayriliklarin acilarini yureklerinde saklamis cetin insanlardir. Sevginin gucunu hayat prensibi haline getirenler,cetindirler.
Derseki biri, yani cok bilmisin teki, sevgiyle mefkurenin ne alakasi var? oysaki sevgisiz bir hayat ruhsuz bir beden,kokmayan bir cicek, ve besmelesiz baslanan bir is gibidir.
Yar koynunda oynasanlar,toylasanlar, meydanlarda vurusanlardir. sevginin gucu guzellige surukler,nice hayal gorunenleri gercege donusturur, ve ince bir fikrin icine daldirip derin derin dusundurur. Aglamak gulmenin degerini ogretir.
Ve her sevinc icinde biraz keder besler,sirf agina aldiklarini egitmek icin. Hayati kosanlar,nihayetinde kuru bir topragi kucaklar.Sairinde dedigi gibi ( Hic guzel olmasaydi olurmuydu Peygamber? )
Gercek olan olum ise,... baki kalan insanlarin yasadikca icinde yasattigi buyuk mefkurelerdir. Isde o ulvi mefkureye kosabilmek ve tez elden kucaklayabilmek icin, sevginin gucunu arkasina alanlar,birer bos kalabalik yigin degil,toreleri namuslari,acilari,mutluluklari olan kocaaa bir tarihe sahip Milletin ta kendisidir.
Bir kara kasin ardindan kosmasini bilen Millet, sevginin gucunu idrak eden Millet, sanatin her alaninda yucelirki,simsiki kenetlenmis ve yikilmasi zor bir kale oluverir.Ruhsuz,sevgiden anlamayan topluluklar ise,insanlik adina ihtiyacdan sevginin gucune ermis Milletlere kul kole olur,toresini bozar,namusunu satar,ozunu kaybeder, baska Milletlerin ezikligi altinda can cekisir.
Evet kanaatim o, ve butun kanaat sahiplerininde bilmesi gereken sevginin gucunu hissetmekdir. Aglamalidirki gulmenin kiymetini bilsin.
Yoklugu tatmalidirki, bollugun ne buyuk nimet oldugunu anlasin. Ayrilik acisini iliklerine kadar hissetmelidirki,buldugunda sevgisinin kiymetini bilsin. Gor'ki bugun kiymet bilmezlerin halini,sevgiden nasibini almamis,hoyratca bir yasami ilke edinmis,zavallilarin icler acisi durumunu.Sevgisizlik onlari daglara kacirir,ne yar kucaginda, nede torelerin otaginda nasiplenmemis birer yuruyen kemik yigini olurlar.
Olduklari gibide kan doker,yuva bozar, can alir,kan alirlar. Dedikya adi Kadriye olmus,Ayse olmus yada Fatma ne yazar.Ayrilik yasasanda sev. Sev'ki yucelesin. Sev'ki guclenesin. Bagrina tas bassanda sev. Cunku sen askin karsisinda alcaldikca buyuyeceksin. Nice gercek sevgilere ve buyuk mefkurelere.... Selam ve Sevgiyle...
SENİ SEVECEK KADAR CESARETLİYSEM BİR KALEMDE SİLECEK KADAR YÜREKLİYİM... OLSUN VE GÜZELİM ASALETİN YETER SENİN GÖNLÜM GÜZEL OLSUN ASALET YAZAN SENİNDE ASALETİN YETER BU DÜNYADA . Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın.Yanlızlımla paylaştığımı Seninle paylaşsaydım.Keşke senin adın YALNIZLIK olsaydı ve ben hep YALNIZ kalsaydım
Sana olan özlem nasıl anlatılır ki?
Gecenin bilmem kaçıncı dilimi.. Dışarıda içine çektiğinde adeta çiğerleri donduracak bir soğuk.. Ve ben uykusu kaçmış kelimelerimi bir arada tutmanın telaşındayım..
Hep böyle olur nedense.. Önce sen düşersin düşüncelerime..
Sonra,ağlamaya başlayan kelimelerimin hıçkırıkları duyulur..
Kelimelerim var benim.. Durmadan.. Usanmadan,beyaz bir kelebeğin anlatıldığı sonsuz kelimlerim.. En kederli anlarımda geceye,parlak yıldızlar gibi düşlerimi..
Yalnızlığımı..
Ve çığlıklara bürünmüş sessizliğimi nakış nakış dokuyan.. Ve her biri sadece senin yokluğunun bana kattığı anlamları dile getiren kelimelerim var..
Kalemimden düşen her kelime titrek bir isyanın gölgesinde çaresizliği işliyor gecenin kalbine.. Sayfalar dolusu çaresizliğim ve yalnızlığım,satırlara keder yüklü gözyaşlarıyla iniyor..
Kelimelerim korkmuş ve üşümüş sanki.. Çaresiz,sessiz ama yinede asla sensiz değil.. Onlarda benim gibi bu gece..
Ve bir hiçliğin gölgesinde var olabilme savaşındayım.. Hep yok olmuş düşler ve kimsesiz üşüyüşler beni anlatır..
Ben biten bütün güzel aşk hikayelerinin lanetlenen rolü.. Yaşanan bütün güzel sevgilerin tek kötü karakteri.. Kimsesiz gecelerin sorumlusu.. Verilip tutulamamış sözlerin.. Geç kalınmışlığın acı bedeli..
Oysa sen... Bembeyaz kanatlı bir melek.. Gökyüzünden döne döne düşen bir kartanesi.. Ve Gökkuşaklarının en güzel renkleri arasında dudadığında bir gülümseme ile uçan bir kelebek..
Yazıyorum..
Kalemimi gözyaşı hokkasına batırıp batırıp durmadan yazıyorum.. Çünkü uykusu kaçmış kelimelerimin ancak böyle kapanır gözleri
SEN BENİM HERŞEYİMSİN.. Dünyanın 7 harikası varmış, Ziyanın umurunda mı sanırsın.. Benim Harikam 1 tane o da SENSİN CANIM EŞİM, SEN BENİM DÜNYAMSIN CANIMIN CANI..
Kainatta milyonlarca Yıldız varmış, Ziyanın umurunda mı sanırsın.. Benim Yıldızım 1 tane o da SENSİN CANIM EŞİM, SEN BENİM KAİNATIMSIN CANIMIN CANI..
Oksijenmiş hava imiş hayat kaynağı canlıların, Ziyanın umurunda mı sanırsın.. Benim hayat kaynağım SENSİN CANIM EŞİM, CANIMIN CANI..
Su olmadan yaşam olmazmış, Ziyanın umurunda mı sanırsın.. Benim hayat pınarım SENSİN CANIM EŞİM, CANIMIN CANI..
Dünya Güneşsiz olmaz, Güneş olmazsa yaşam da olmazmış, Ziyanın umurunda mı sanırsın.. Benim Güneşim SENSİN, Dünya için ne kadar lazımsa Güneş, Benim için de o kadar lazımsın SEN CANIM EŞİM, CANIMIN CANI..
Gözlerimde yaşsan, kalbimde ateş Ruhumu okşuyorsa, o tatlı melodinin sesi Dudaklarımdan silinmeyen, adınsa sayıkladığım. Söylesene, söyle silinir mi bu aşk...
Sen sevdan ile yandığım Sen aşkın ile tutuştuğum Sen gözümden bile kıskandığımsan Söylesene, söyle tükenir mi bu aşk...
Yüreğimden söküp attım, desemde seni Hala süzülüyorsa, damlalar yanağımdan Yakıyorsa kızgın bir kor gibi tenimi . Söylesene, söyle unutulur mu bu aşk...
Yok sevgili, yok unutulmayacak... Ben bitti desemde bitmiyor,bitiremiyoruz işte... İkimizde unutmayı başaramıyoruz, o zaman! Söylesene, söyle nasıl biter bu aşk...
Hangi gece Aklıma düşsen Uslu bir kedi gibi Sokuluyorum sana Mutluluk… Şarkıları dökülüyor Dudaklarımdan Mevsim… Bahar oluveriyor aniden Yemyeşil kırlarda Buluyorum kendimi Gelincik tarlası Çıkıveriyor önüme Aralarında papatyalar İçinde sen Koşuyorum sana doğru Birlikte uzanıyoruz Toprağın üzerine O an! Bir şelale akmaya başlıyor Köpüklerini saçarak Çağıl çağıl üstümüze Ellerimi tutup kaldırıyorsun İki küçük çocuk gibi Kahkahalar atarak Arınıyoruz… Birbirimizin kollarında